Bu sayfada yalnızca onun kaleminden çıktığı belgelenmiş satırlar var. Her parçanın altında, metnin alındığı yer yazılı. Ona ait olduğu tartışmalı sözler, ne kadar yaygın olurlarsa olsunlar, buraya alınmadı.
Eski metinler yazıldıkları dille verildi. Ağır kelimelerin olduğu yerlerde, altına bugünkü Türkçeyle kısa bir açıklama eklendi. Bu açıklamalar onun sözleri değil, bizim aktarımımızdır.
Boğaz’dan bir mektup
Büyük deniz saldırısından bir gün önce, Yarbay Mustafa Kemal İstanbul’dan tanıdığı Madam Corinne Lütfü’ye yazıyordu. Corinne, Balkan Savaşı’nda şehit düşen bir subay arkadaşının eşiydi. Aralarındaki mektuplaşma Fransızcaydı.
Mektubunda, bir süredir burada, Çanakkale Boğazı’nın savunmasında bulunduğunu anlatır. Burada kaldıkça başarılı olmaya devam edeceğinden emin olduğunu yazar.
NotMektubun Fransızca aslının tamamı yayımlanmış kitapta yer alır; burada yalnızca içeriği Türkçe olarak özetlendi. Ertesi gün, 18 Mart 1915’te, Boğaz’ı geçmeye çalışan müttefik donanması ağır kayıplarla geri çekildi.
Kaynak: Melda Özverim, Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü: Bir Dostluğun Öyküsü (Milliyet Yayınları, 1998); mektubun okunuşu için Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Dr. İsmail Sabah’ın değerlendirmesi (2025).
Bir kaplıca şehrinde hatıra defteri
Savaşın son yazında böbrek rahatsızlığı için Avusturya’daki Karlsbad’a gönderildi. Orada tuttuğu defterde okuduklarını, gördüklerini ve memleket için düşündüklerini yazdı. Defterin bir kısmı Türkçe, bir kısmı Fransızcadır.
“…benim elime büyük salâhiyet ve kudret geçerse, ben hayat-ı ictimâiyemizde arzu edilen inkılâbı bir anda bir coup ile tatbik edeceğimi zannederim.”
Bugünkü dilleElime büyük yetki ve güç geçerse, toplum hayatımızda istenen köklü değişikliği tek bir hamlede yapacağımı düşünüyorum. (“Coup” Fransızca “darbe, hamle” demektir.)
Kaynak: A. Afet İnan, M. Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1983, s. 43. Metin bu baskıdaki yayına göredir; defterin özgün dili ile baskılar arasında küçük farklar vardır.

Bir gece yarısı genelgesi
Samsun’a çıkışının üzerinden bir ay geçmişti. Amasya’da, yanındaki arkadaşlarıyla konuştuktan sonra, bütün ülkeye gönderilecek genelgeyi yaverine yazdırdı. Altında onun imzası vardı; Rauf Bey, Ali Fuat Paşa ve Refet Bey de onayladı, Kâzım Karabekir Paşa telgrafla katıldı.
“Vatanın tamamiyeti, milletin istiklâli tehlikededir. Hükümet-i merkeziyemiz İtilâf Devletleri’nin tesir ve murakabesi altında mahsur bulunduğundan deruhde ettiği mes’uliyetin icâbatını ifa edememektedir. Bu hal milletimizi ma’dûm tanıttırıyor. Milletin istiklâlini gene milletin azm ü kararı kurtaracaktır.”
Bugünkü dilleVatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul’daki hükümet, İtilaf Devletleri’nin etkisi ve denetimi altında kaldığı için görevini yapamamaktadır. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor. Milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.
Kaynak: Nutuk, Vesika 26 (Amasya Genelgesi’nin metni). Ayrıca TBMM, Kuruluş Safhasında Belgelerle Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara 2021, s. 18–21.
Üniformayı çıkarmadan önce
Erzurum’da en yakın arkadaşlarını topladı ve onlara, artık resmî bir makamın arkasına saklanarak bu işin yürütülemeyeceğini söyledi. Birkaç gün sonra hem görevinden hem askerlikten istifa etti. Yıllar sonra Nutuk’ta o geceki düşüncesini şöyle yazdı:
“Bir de mevzu-i bahis vazife, resmî makam ve üniformaya sığınarak el altından kabil-i tedvîr değildir. Bu tarzın bir derecesi olabilir. Fakat artık o devir geçmiştir. Alenen ortaya çıkmak ve milletin hukuku namına yüksek seda ile bağırmak ve bütün milleti, bu sedaya iştirak ettirmek lâzımdır.”
Bugünkü dilleBu görev, resmî makama ve üniformaya sığınarak gizlice yürütülemez. Artık o devir geçti. Açıkça ortaya çıkmak, milletin hakkı adına yüksek sesle haykırmak ve bütün milleti bu sese katmak gerekir.
Kaynak: Nutuk (1927), II. bölüm, “Millî gaye için ortaya atılma kararı”.
“Milletin makûs talihini de yendiniz”
İkinci İnönü Muharebesi kazanılmıştı. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Metristepe’den düşmanın çekildiğini, Bozüyük’ün yandığını bildirdi. Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı şu satırlarla başlıyordu:
“Bütün tarih-i âlemde, sizin İnönü meydan muharebelerinde deruhde ettiğiniz vazife kadar ağır bir vazife deruhde etmiş kumandanlar enderdir. […] Siz orada yalnız düşmanı değil milletin ma’kûs tâli’ini de yendiniz.”
Bugünkü dilleDünya tarihinde, İnönü muharebelerinde sizin üstlendiğiniz kadar ağır bir görevi üstlenmiş komutan azdır. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin kötü kaderini de yendiniz.
Kaynak: Nutuk (1927), XI. bölüm, “İkinci İnönü Zaferi ve İsmet Paşa’nın Metristepe’de gördüğü vaziyet”; telgrafın tamamı orada verilir.
Hat değil, satıh
Sakarya Meydan Muharebesi yirmi iki gün ve yirmi iki gece sürdü. Cephe yer yer kırılırken Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, orduya savunmanın yeni bir anlayışını verdi. Nutuk’ta o emri kendi sözleriyle aktarır:
“Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın, her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.”
Bugünkü dilleSavunulacak bir çizgi yoktur, savunulacak bir alan vardır. O alan bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz. Geri çekilmek zorunda kalan her birlik, durabildiği ilk noktada yeniden cephe kurup savaşa devam eder.
Kaynak: Nutuk (1927), XII. bölüm, “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır”.
“İlelebet mesut ve bahtiyarım”
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, iki haftada orduyu İzmir rıhtımına getirdi. Beş yıl sonra Nutuk’ta bu harekâtı uzun uzun anlatmaktan kaçındı; yalnızca şunları yazdı:
“Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl fikrinin lâyemut abidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan, ilelebed mes’ûd ve bahtiyarım.”
Bugünkü dilleBu eser, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz anıtıdır. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğum için sonsuza dek mutlu ve bahtiyarım.
Kaynak: Nutuk (1927), XIII. bölüm, “Ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e vâsıl oldular”.
“1335 senesi Mayıs’ının on dokuzuncu günü Samsun’a çıktım.”
Nutuk’un ilk cümlesi · 15–20 Ekim 1927Altı günlük bir hesap verme
Nutuk’u aylarca kendi eliyle hazırladı ve Cumhuriyet Halk Fırkası’nın kurultayında altı gün boyunca, toplam otuz altı saati aşan bir sürede okudu. Metin, Samsun’a çıktığı günkü tabloyla açılır:
“1335 senesi Mayıs’ının on dokuzuncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye:
Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumî’de mağlûp olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şerâiti ağır bir mütarekenâme imzalanmış. Büyük harbin uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde.”
Bugünkü dille19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktım. Genel durum şuydu: Osmanlı Devleti’nin yer aldığı grup, Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmiş; Osmanlı ordusu her yerde yıpranmış; ağır şartlı bir ateşkes imzalanmış. Uzun savaş yılları boyunca millet yorgun ve yoksul düşmüş.
Kaynak: Nutuk (1927), I. bölüm. (1335, Rumi takvimle 1919 yılıdır.)
Bir ders kitabının taslağı
Afet Hanım’ın yurttaşlık derslerinde kullanılmak üzere, cumhuriyetin, demokrasinin, vatandaşlığın ne olduğunu kendi eliyle defterlere yazdı. Bu notlar, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler adıyla basıldı. Yeni harflerle yazılmış bir sayfası şöyledir:
“Türkiye Cümhuriyetinde; herkes allaha, istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dinî fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cümhuriyetinin resmî dini yoktur. Türkiyede, bir kimsenin fikirlerini, zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez.”
Kaynak: Atatürk’ün Medeni Bilgiler için yazdığı el yazması notlar (Afet İnan yayımı; el yazısının görüntüsü aşağıda). Metin, sayfadaki yazımıyla aktarıldı; yazarken üstünü çizdiği bir kelime alınmadı.

Dil üzerine birkaç satır
Harf Devrimi’nin üzerinden iki yıl geçmişti. Dil meselesi artık en çok düşündüğü konulardan biriydi. Bu kısa notu kendi eliyle yazıp “Gazi M. Kemal” diye imzaladı.
“Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması millî hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin.
Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
Bugünkü dilleMillî duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.
Kaynak: Atatürk’ün 2 Eylül 1930 tarihli, imzalı el yazısı notu (görüntüsü yanda).

Bir geometri kitabı
Ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, Dolmabahçe’de kırk dört sayfalık küçük bir geometri kitabı yazdı. Amacı, matematiğin Türkçe öğretilebileceğini göstermekti. Kitap 1937’de Kültür Bakanlığınca, yazar adı konmadan, öğretmenlere ve ders kitabı yazarlarına kılavuz olarak basıldı.
çember · teğet · çap · eşit · dikey · konum · boyut · uzay · bölü
NotBugün her okul çocuğunun bildiği bu kelimeler, geometri derslerine bu kitapla girdi. Kitabın sonunda, terimlerin eski ve yeni karşılıklarını gösteren bir liste vardır.
Kaynak: Geometri, Kültür Bakanlığı, 1937; Agop Dilaçar’ın 1971 Türk Dil Kurumu baskısına yazdığı önsöz.
Tek sayfalık bir vasiyet
Hastalığı ilerliyordu. Bir pazartesi sabahı, Dolmabahçe’de, vasiyetini tek bir kâğıda kendi eliyle yazdı. Ertesi gün, Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak ve doktoru Neşet Ömer İrdelp’in yanında, kapalı zarfı notere verdi. Zarf, ölümünden on sekiz gün sonra, 28 Kasım 1938’de Ankara’da açıldı.
“Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleri ile Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi C. H. Partisine atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:
- Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
- Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule’ye ayda bin, Afet’e sekizyüz, Sabiha Gökçen’e altıyüz, Ülkü’ye ikiyüz lira ve Rukiye ile Nebile’ye şimdiki yüzer lira verilecektir.
- S. Gökçen’e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.
- Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.
- İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.
- Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.
K. Atatürk”
Bugünkü dilleBütün parasını ve hisse senetlerini, Çankaya’daki mallarını şartlı olarak partisine bıraktı. Gelirinden kız kardeşine ve manevi kızlarına ömür boyu aylık bağlanacak, İsmet İnönü’nün çocuklarının okumasına yardım edilecek, geri kalan her şey her yıl yarı yarıya Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu’na verilecekti.
Kaynak: Atatürk’ün el yazısı vasiyetnamesi, 5 Eylül 1938 (aslı Devlet Arşivleri’nde). Metin, özgün belgenin fotokopisinden yapılan yayına göredir.