Ekler · Bugün gidilebilecek yerler

İzinde

Doğduğu evin cumbası, okuduğu sınıfın sıraları, Samsun’a götüren geminin güvertesi, Meclis’in tahta kürsüsü. Elli yedi yılın geçtiği yerlerin çoğu hâlâ ayakta. Yirmi durak, Selanik’ten Anıtkabir’e.

Yola çık

Bu sayfa bir gezi rehberi değil, bir hatırlatmadır: hangi yerde ne olduğu ve bugün orada ne görülebileceği. Müzelerin açılış saatleri, ücretleri ve kapalı oldukları günler sık değişir. Yola çıkmadan önce müzenin resmî sayfasına ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın duyurularına bakmanızı öneririz.

I – II · 1881–1914

Çocukluk ve okul yılları

Bugün başka bir ülkenin sınırları içinde kalan iki şehir ve İstanbul’daki okul.

Selanik’te Atatürk’ün doğduğu ev
Selanik · Yunanistan

Doğduğu ev

1881’de bu üç katlı evde doğdu; çocukluğunun bir bölümü burada geçti. Ev, bugün Türkiye’nin Selanik Başkonsolosluğu’nun yanı başındadır.

Bugün: Müze. 2024–2025’teki kapsamlı restorasyonun ardından Kasım 2025’te yeniden ziyarete açıldı. Zübeyde Hanım’ın odası, ailenin eşyaları, babası Ali Rıza Efendi’nin tespihi ve Ankara’daki müzelerden gönderilen eserler sergileniyor.

Fotoğraf: Ymblanter, CC BY-SA 4.0

Manastır Askerî İdadisi’nin binası, Bitola
Manastır (Bitola) · Kuzey Makedonya

Manastır Askerî İdadisi

1896’dan 1899’a kadar burada okudu. Edebiyata, hitabete ve tarihe ilgisi bu okulda başladı.

Bugün: Binada Bitola Müzesi bulunuyor. Üst kattaki Atatürk anı odasında balmumu heykeli, büstü ve okul yıllarına ait belgeler sergileniyor.

Fotoğraf: A. Kerim Şengel, CC BY 3.0

İstanbul Harbiye’deki Askerî Müze binası
Harbiye · İstanbul

Harbiye Askerî Müzesi

Eski Mekteb-i Harbiye binası. 1899–1905 arasında önce Harbiye’de, sonra Harp Akademisi’nde burada okudu ve kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

Bugün: Askerî Müze. Okuduğu sınıf o dönemin düzeniyle yeniden kurulmuştur. Müze bu binada 1993’ten beri ziyaretçi kabul ediyor; mehter takımının gösterileri de burada yapılır.

Fotoğraf: Mirada, CC BY-SA 3.0

III · 1915

Çanakkale

Gelibolu Yarımadası’nın tamamı bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı’dır. Şehitlikler, anıtlar ve siperler arasında yürüyerek dolaşılabilir.

Conkbayırı’ndaki Mustafa Kemal heykeli
Conkbayırı · Eceabat, Çanakkale

Conkbayırı

25 Nisan 1915’te 57. Alay’ı buraya sürerek Arıburnu’na çıkan kuvvetlerin ilerleyişini durdurdu. 10 Ağustos sabahı yine burada, karşı taarruzu bizzat yönetirken göğsüne isabet eden şarapnel parçasını cebindeki saat durdurdu.

Bugün: Tepede, elinde dürbünüyle duran Mustafa Kemal heykeli ve Türk anıtları yükselir; hemen yanında Yeni Zelanda anıtı vardır. Saros Körfezi’ne ve Anafartalar ovasına açılan manzara, savaşın neden bu tepe için verildiğini anlatır.

Fotoğraf: 0959kedi, CC0

Tarihi Alan Başkanlığı →
57. Alay Şehitliği, Gelibolu
Arıburnu yolu · Eceabat, Çanakkale

57. Alay Şehitliği ve Kabatepe

25 Nisan 1915’te Mustafa Kemal’in emriyle ileri atılan 57. Piyade Alayı, o gün çok ağır kayıplar verdi. Kabatepe ise çıkarmanın yapıldığı kıyının güney ucudur.

Bugün: 57. Alay Şehitliği’nde sembolik mezar taşları ve anıt bulunur. Kabatepe’deki Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, 2012’den beri toprağın altına gömülü salonlarında savaşı canlandırmalarla anlatır.

Fotoğraf: Jorge Láscar, CC BY 2.0

Tarihi Alan Başkanlığı →
IV – V · 1918–1922

İstanbul’dan Anadolu’ya

İşgal altındaki İstanbul’daki evden, Samsun’a, kongre şehirlerine ve cephelere.

Şişli’deki Atatürk Müzesi’nin girişi
Şişli · İstanbul

Şişli Atatürk Müzesi

Aralık 1918’den 16 Mayıs 1919’a kadar annesi ve kız kardeşiyle bu kiralık evde yaşadı. Anadolu’ya geçişin planları burada konuşuldu; kapının üstündeki levha da bunu söyler.

Bugün: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı müze; 15 Haziran 1942’de açıldı. Halaskargazi Caddesi No. 140. Eşyalarının bir bölümünü kız kardeşi Makbule Hanım bağışlamıştır.

Fotoğraf: VikiPicture, CC BY-SA 3.0

Samsun’daki Bandırma Vapuru’nun müze gemi olarak yapılmış kopyası
Samsun

Bandırma Vapuru

16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan bu gemiyle ayrıldı, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktı. Asıl gemi 1925’te sökülerek hurdaya ayrıldı.

Bugün: Aslına uygun ölçülerle yapılan kopyası 2003’ten beri müze gemidir. Gemi Temmuz 2026’da Doğupark’taki eski yerinden İlkadım’da İstiklal Meydanı–Kurtuluş Yolu bölgesine taşındı; yeni düzenin açılışı Mayıs 2027’ye planlanıyor. O zamana kadar iç mekân gezilemeyebilir.

Fotoğraf (eski yerinde): Cobija, CC0

Havza · Samsun

Havza Atatürk Evi

25 Mayıs – 12 Haziran 1919 arasında karargâh olarak kullandığı eski Mesudiye Oteli. 28 Mayıs’ta işgallerin mitinglerle protesto edilmesini isteyen Havza Genelgesi buradan yayımlandı.

Bugün: Atatürk Evi Müzesi. Genelgenin geçtiği telgraf makinesi, çalışma odasındaki balmumu heykeli ve Havza Kaymakamı’na kendi eliyle yazdığı not sergileniyor. Havza her yıl 25 Mayıs’ı şenlikle anar.

Bu yerin serbest lisanslı güncel bir fotoğrafını bulamadık.

Amasya’da Yeşilırmak kıyısındaki Saraydüzü Kışlası
Amasya

Saraydüzü Kışlası

12 Haziran 1919’da Amasya’ya geldi. 22 Haziran’da “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesini taşıyan Amasya Genelgesi bu kışlada duyuruldu.

Bugün: 1944’te yıkılan kışla, 2007’de Yeşilırmak kıyısında aslına uygun olarak yeniden yapıldı. Millî Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi olarak kullanılıyor.

Fotoğraf: Dosseman, CC BY-SA 4.0

Erzurum Kongre binası
Erzurum

Erzurum Kongre Binası

23 Temmuz – 7 Ağustos 1919’da toplanan Erzurum Kongresi bu binada yapıldı; Mustafa Kemal kongrenin başkanlığına seçildi. Bina, kongreden önce bir okul binasıydı.

Bugün: Erzurum Kongre ve Millî Mücadele Müzesi. Kongre salonu, dönemin belgeleri ve fotoğrafları sergileniyor. Şehirde, kongre günlerinde kaldığı Atatürk Evi de ziyaret edilebilir.

Fotoğraf: Zeynel Cebeci, CC BY-SA 4.0

Sivas Kongre binası
Sivas

Sivas Kongre Binası

4–11 Eylül 1919’da Sivas Kongresi bu binada, o günlerde lise olarak kullanılan Osmanlı idadisinde toplandı. Bütün yurttaki direniş cemiyetleri burada tek çatı altında birleşti.

Bugün: Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi. Kongre salonu ve kongre sırasında kaldığı oda o günkü düzeniyle korunuyor.

Fotoğraf: Haluk Cömertel, CC BY 3.0

Ankara Ulus’taki Birinci Meclis binası
Ulus · Ankara

Birinci Meclis

23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi bu binada açıldı. Kurtuluş Savaşı buradan yönetildi; saltanat burada kaldırıldı, Cumhuriyet burada ilan edildi.

Bugün: Kurtuluş Savaşı Müzesi. Meclis salonu, milletvekillerinin tahta sıraları ve kürsü korunuyor. Bina 1961’de müze olarak açıldı, 1981’den beri bu adı taşıyor.

Fotoğraf: Hajo-Muc, CC BY-SA 4.0

Kocatepe’deki Mustafa Kemal heykeli
Afyonkarahisar

Kocatepe

25 Ağustos 1922 akşamı Kocatepe’ye geldi. 26 Ağustos şafağında Büyük Taarruz’u buradaki taş siperlerden izleyerek yönetti.

Bugün: Tepede Mustafa Kemal heykeli, siperler ve o sabahı anlatan yazıtlar bulunur. Her yıl 26 Ağustos şafağında burada anma töreni yapılır.

Fotoğraf: Ünaydın, CC BY-SA 3.0

Dumlupınar Şehitliği
Dumlupınar · Kütahya

Dumlupınar

30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi bu tepelerde kazanıldı; Yunan ordusunun ana gücü kuşatılarak yenildi. 30 Ağustos 1924’te Zafer Bayramı’nı burada kutladı.

Bugün: Başkomutanlık Tarihî Millî Parkı içinde Dumlupınar Şehitliği ve anıtları. Her yıl 30 Ağustos’ta Zafer Bayramı törenleri burada yapılır.

Fotoğraf: Fatih Renkligil, CC BY-SA 4.0

VI · 1923–1938

Cumhuriyet’in evleri

Ankara’daki meclis, ev ve çiftlik; İzmir’deki bir mezar; Trabzon’daki köşk; İstanbul’daki saray ve son olarak Anıtkabir.

Ankara’daki İkinci Meclis binası, bugün Cumhuriyet Müzesi
Ulus · Ankara

İkinci Meclis

Mimar Vedat Tek’in tasarladığı bina 18 Ekim 1924’te Meclis’e açıldı. Ekim 1927’de Nutuk altı gün boyunca bu binada okundu; inkılap kanunlarının çoğu burada kabul edildi.

Bugün: Cumhuriyet Müzesi, 30 Ekim 1981’den beri. Genel kurul salonu o yılların düzeniyle korunuyor.

Fotoğraf: Yiğit Can Günönü, CC BY-SA 4.0

Çankaya’daki Atatürk Müze Köşkü ve çevresi, havadan
Çankaya · Ankara

Çankaya Atatürk Köşkü

Eski bir bağ evi. 1921’de kendisine armağan edildi; 1921’den 1932’ye kadar burada yaşadı ve çalıştı. 28 Ekim 1923 akşamı, Cumhuriyet’in ertesi gün ilan edileceğini arkadaşlarına bu evde söyledi.

Bugün: Cumhurbaşkanlığı Atatürk Müze Köşkü; 1950’den beri müze. Cumhurbaşkanlığı Çankaya yerleşkesi içinde olduğu için ziyaret koşulları zaman zaman değişir.

Çankaya’daki Pembe Köşk, İsmet İnönü’nün evidir; Atatürk’ün evi bu bağ evidir.

Fotoğraf: Tuğba Andaç Güzel ve Hacı Hasan Efe’nin makalesinden, CC BY 4.0

1939’da Atatürk Orman Çiftliği
Ankara

Atatürk Orman Çiftliği

5 Mayıs 1925’te, Ankara’nın çorak bozkırında kurduğu örnek çiftlik. Ağaç dikilemez denen toprağa ağaç diktirdi, fabrikalar kurdurdu. 1937’de çiftliği Hazine’ye bağışladı.

Bugün: Kamu kurumu olarak işletilen çiftliğin arazisi Ankara’nın içinde kalan en büyük yeşil alanlardan biridir. Çiftliğin tarihî yapıları ve ürünlerinin satıldığı noktalar ziyaret edilebilir.

Fotoğraf: 1939, Basın Yayın Genel Müdürlüğü, kısıtlama yok

aoc.gov.tr →
İzmir Karşıyaka’daki Zübeyde Hanım Anıt Mezarı
Karşıyaka · İzmir

Zübeyde Hanım Anıt Mezarı

Annesi Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te Karşıyaka’da öldü ve ertesi gün buraya gömüldü. Oğlu cenazesine yetişemedi; iki hafta kadar sonra mezarının başına geldi.

Bugün: Büyük bir kaya üzerinde Zübeyde Hanım’ın bronz kabartmasıyla anıt mezar; bugünkü biçimini 1940’ta aldı. Her yıl 14 Ocak’ta ve Anneler Günü’nde burada anma yapılır.

Fotoğraf: BSRF, CC BY-SA 4.0

Trabzon Soğuksu’daki Atatürk Köşkü’nün cephesi
Soğuksu · Trabzon

Trabzon Atatürk Köşkü

Mustafa Kemal’in 1924’te Trabzon’a geldiğinde görüp çok beğendiği köşk; Trabzon İl Özel İdaresi 1931’de köşkü ona armağan etti. Haziran 1937’deki son Trabzon ziyaretinde burada kaldı. 11 Haziran 1937’de, bu köşkteyken, çiftliklerini Hazine’ye bağışladığını bildirdi.

Bugün: Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı müze. Restorasyondan sonra 29 Ekim 2023’te yeniden ziyarete açıldı.

Kaynaklara göre köşk, ölümünden sonra kız kardeşi Makbule Hanım’a kaldı ve 1940’larda Trabzon Belediyesi’ne geçti.

Fotoğraf: Selçuk Bağrışen, kamu malı

Dolmabahçe Sarayı’nın Boğaz’a bakan cephesi
Beşiktaş · İstanbul

Dolmabahçe Sarayı

1 Temmuz 1927’de, sekiz yıl sonra İstanbul’a ilk gelişinde burada kaldı; sonraki yıllarda İstanbul’daki yazlarını burada geçirdi. 10 Kasım 1938 sabahı saat 09.05’te bu sarayda hayata gözlerini yumdu.

Bugün: Millî Saraylar’a bağlı müze. Son günlerini geçirdiği oda korunuyor. Naaşının halkın vedası için konduğu Muayede Salonu da gezilebilir.

Fotoğraf: Mister No, CC BY 3.0

millisaraylar.gov.tr →
Anıtkabir, Ankara
Rasattepe · Ankara

Anıtkabir

Naaşı 1938’den 1953’e kadar Etnografya Müzesi’nde kaldı. Emin Onat ile Orhan Arda’nın tasarladığı Anıtkabir 1944–1953 arasında yapıldı ve 10 Kasım 1953’te törenle buraya taşındı.

Bugün: Aslanlı Yol, Tören Meydanı, Şeref Holü’ndeki anıt mezar (sanduka) ve Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi. Her 10 Kasım’da saat 09.05’te ülkenin dört bir yanından gelenler burada saygı duruşunda bulunur.

Fotoğraf: Nicoleon, CC0

anitkabir.tsk.tr →
Rasattepe · 1941–1953

Anıtkabir: taşlara yazılan hikâye

Ölümünden sonra on beş yıl boyunca naaşı Ankara’daki Etnografya Müzesi’nde, geçici bir kabirde bekledi. O yıllarda millet ona yakışacak bir anıt aradı.

1941’de uluslararası bir yarışma açıldı. Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan 49 proje geldi. Jüri Mart 1942’de değerlendirmesini bitirdi; hükümet 7 Mayıs 1942’de Emin Onat ile Orhan Arda’nın projesini seçti. Gerekçe, millî konuyu en başarılı biçimde bu projenin işlemesi ve Rasattepe’ye en iyi bu projenin oturmasıydı.

Temeli 9 Ekim 1944’te atıldı, yapı 1 Eylül 1953’te tamamlandı. 10 Kasım 1953’te naaşı büyük bir törenle buraya taşındı.

Anıtkabir dört duvar ve birkaç sütundan ibaret değildir. Ziyaretçiyi aşağıdan yukarıya, kalabalıktan sessizliğe, yasın dışından onun huzuruna doğru yürüten bir yol olarak düşünüldü. Aşağıda o yolu, ziyaretçinin yürüdüğü sırayla anlatıyoruz.

Anıtkabir’de Aslanlı Yol’un başındaki aslan heykelleri
Aslanlı Yol’un başındaki aslanlar. Fotoğraf: Kemal Kozbaev, CC BY-SA 4.0.
Bir anıtın kurgusu

Yol boyunca

Her adım bir öncekinin üstüne kurulur: önce yas, sonra millet, en sonunda onun kendisi.

  1. Ziyaretçi Anıtkabir’e 26 basamakla çıkar. Birçok kaynak bu sayıyı, Büyük Taarruz’un başladığı 26 Ağustos 1922’ye bağlar.
  2. Yolun başında, sağda ve solda iki heykel grubu durur. Resmî tanıtıma göre bu gruplar milletin onun ölümündeki acısını anlatır ve ziyaretçiyi kabre saygıyla yaklaşmaya hazırlar.
  3. 262 metre uzunluğunda, 12,80 metre genişliğinde bir yol. İki yanında, Anadolu’nun eski sahiplerinden Hititlerin sanat üslubuyla yapılmış 24 aslan, on ikişer on ikişer, çift olarak uzanır. Yatar duruşları güç ile sükûneti bir arada anlatır; halk arasında 24 Oğuz boyu olarak da yorumlanırlar.
  4. 129’a 84 metre, 15.000 kişi alır. Zemini siyah, kırmızı, sarı ve beyaz taşlarla döşenmiş 373 halı kompozisyonundan oluşur: meydan, yere serilmiş büyük bir Türk halısı gibidir. Çevresini saran revakların tavanında da kilim motifleri vardır.
  5. Meydanın ve yolun çevresindeki on kulenin her birinin bir adı vardır: Hürriyet, İstiklâl, Mehmetçik, Zafer, Müdafaa-i Hukuk, Cumhuriyet, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Millî ve İnkılâp. İçlerindeki kabartmalar ve yazılar bu adlara göre seçildi; kuleler bir arada, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan yolu anlatır.
  6. Meydandan anıt bloğuna 42 basamakla çıkılır. Merdivenin iki yanında iki büyük zafer kabartması durur: Sakarya Meydan Muharebesi ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi.
  7. 14,40 metrelik kare sütunlarla çevrili, tavanı 17 metre yükseklikte bir salon. Yan duvarlarda on iki bronz meşale yanar. Karşıda, bir nişin içinde, tek parça taştan yapılmış anıt mezar, yani sanduka durur. Ziyaretçinin önünde saygı duruşunda bulunduğu taş budur.
  8. Esas mezarı, bu sandukanın tam altında, Şeref Holü’nün altındaki sekizgen odadadır. Oda, Selçuklu ve Osmanlı türbeleri gibi sekizgen planlı, tavanı piramit biçiminde yükselir ve geometrik mozaiklerle süslüdür. Kırmızı mermer lahit kıbleye dönüktür. Çevresindeki pirinç kaplarda Türkiye’nin bütün illerinden, Azerbaycan’dan ve Kıbrıs’tan gönderilen topraklar bulunur. Onu, yurdun her köşesinin toprağı sarar.

    Bu düzen, Türk mezar mimarisinin köklü bir geleneğidir. Selçuklu dönemi kümbetleri iki katlı yapılırdı: ölü, alt kattaki “cenazelik” ya da “mumyalık” denilen bölüme defnedilir; üst kattaki ziyaret mekânında ise kabrin üzerine konan sanduka bulunurdu. TDV İslâm Ansiklopedisi, sanduka geleneğinin daha çok Selçuklu kültürüyle yaygınlaştığını ve günümüze ulaşan en eski örneklerin bu kültüre ait olduğunu kaydeder. Konya’daki Mevlânâ Türbesi’nde ve Alâeddin Camii avlusundaki Selçuklu sultanlarının türbesinde de ziyaretçinin önünde durduğu, kabrin üzerindeki sandukadır. Anıtkabir Komutanlığı, Mezar Odası’nı Selçuklu ve Osmanlı türbe üslubunda tanımlar; anıt mezar ile asıl kabrin üst üste kurulması bu geleneğin devamıdır.
  9. Şeref Holü’nün altında, yaklaşık 3.000 metrekarelik Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi; 1960’ta Atatürk Müzesi olarak açıldı, sonra bugünkü hâline genişletildi. Girişi Misak-ı Millî Kulesi’ndendir. Kullandığı eşyalar, giysileri, mareşal üniforması, spor aleti, makam otomobilinin forsu ve kendi çizdiği Hatay bayrağının aslı burada. Eşyaların bir kısmını manevi kızları Afet İnan, Rukiye Erkin ve Sabiha Gökçen bağışladı. Çanakkale panoraması, Millî Mücadele ve inkılap salonları ve okurken altını çizip not düştüğü kitaplarıyla kitaplığı da müzededir.
  10. Zafer ve Barış kulelerini birleştiren revakın ortasında, silah arkadaşı İsmet İnönü yatar. 25 Aralık 1973’te ölen İnönü, 28 Aralık 1973’te buraya defnedildi.
Yurdun dört bir yanından

Bir yurdun taşları

Anıtkabir’in taşları tek bir yerden gelmedi. Her biri Anadolu’nun başka bir köşesinden, kendi rengiyle getirildi.

  1. Aslanlı Yol’un, Tören Meydanı’nın ve merdivenlerin beyaz traverteni.
  2. Kumarlı’dan aslanların, heykellerin ve sütunların beyaz traverteni; Boğazköprü’den kulelerin zeminindeki siyah ve kırmızı traverten.
  3. Dış duvarların, revakların ve merdiven yanındaki zafer kabartmalarının sarı traverteni.
  4. Şeref Holü’nün zeminindeki krem, kırmızı ve siyah mermerler.
  5. Mozolenin yan duvarlarındaki kaplan postu desenli mermer ve lahit odasının beyaz mermeri.
  6. Şeref Holü’nün iç duvarlarındaki yeşil mermer.
  7. Gâvur Dağları’ndan kesilen, her biri yaklaşık 40 ton ağırlığında, tek parça iki blok: lahit.
Mimari dil

Anıtkabir, 1940’ların “İkinci Ulusal Mimarlık” anlayışıyla yapıldı: anıtsallık, simetri ve taş. Ama yapının asıl dili taşındadır. Kayseri’den Hatay’a, Çanakkale’den Bilecik’e, Türkiye’nin dört bir yanından getirilen taşlar, onun kurduğu yurdun bir araya gelmiş hâlidir.

Gelibolu’dan dünyaya

Dünyada onun adı

Çanakkale’de birbirine ateş eden milletler, yıllar sonra ölülerini birlikte anmayı seçti. Türkiye 25 Nisan 1985’te Arıburnu’ndaki kıyının adını resmen “Anzak Koyu” olarak tanıdı; Avustralya ve Yeni Zelanda da buna karşılık kendi topraklarında onun adına anıtlar yaptı.

Canberra’daki Kemal Atatürk Anıtı; arkada Avustralya Savaş Anıtı
Anzac Parade · Canberra, Avustralya

Kemal Atatürk Anıtı

Avustralya’nın başkentinde, Avustralya Savaş Anıtı’nın tam karşısında. 1985’te, Çanakkale’nin yetmişinci yılında yapıldı. Hilal biçiminde bir duvar; ortasında Gelibolu’dan getirilmiş toprak; duvarda heykeltıraş Hüseyin Gezer’in yaptığı bronz portresi. Çevresindeki çamlar, Kanlısırt’taki (Lone Pine) tek çamın tohumlarından yetiştirildi.

Bugün: Anzac Parade’da, bir zamanların düşman komutanı adına yapılmış tek anıttır; iki tarafın askerlerini birlikte anar. 2007’de yenilendi.

Fotoğraf: Mattinbgn, CC BY 3.0

Tarakena Koyu · Wellington, Yeni Zelanda

Atatürk Anıtı

Wellington’ın Miramar Yarımadası’nda, denize bakan bir sırtta. Nisan 1990’da, Çanakkale’nin 75. yılında açıldı. Mimar Ian Bowman’ın tasarladığı mermer bir hilal; içinde Anzak Koyu’ndan getirilmiş toprak ve Mustafa Kemal’in büstü durur. Yeni Zelanda hükümeti, Türkiye’nin Anzak Koyu’nda yaptığına karşılık burada Türk askerleri için de bir anıt istemişti.

Bugün: Her yıl Anzak Günü’nde burada da anma töreni yapılır.

King George Sound · Albany, Batı Avustralya

Atatürk Kanalı

Kasım 1914’te Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ilk askerlerini savaşa taşıyan gemiler bu limandan yola çıktı. 25 Nisan 1985’te, Anzak Koyu adına karşılık, Princess Royal Limanı’nın girişi resmen “Atatürk Kanalı” (Atatürk Entrance) adını aldı.

Bugün: 2002’den beri kanala bakan tepede onun gerçek boyutlarında bir heykeli durur.

Yeni Delhi · İslamabad · Dakka · Marsa · Guayaquil

Onun adını taşıyan caddeler

Yeni Delhi’de elçiliklerin bulunduğu Chanakyapuri’den şehir merkezine uzanan yol “Mustafa Kemal Atatürk Marg” adını taşır. Pakistan’ın başkenti İslamabad’da Atatürk Caddesi (Ataturk Avenue), Bangladeş’in başkenti Dakka’da Banani semtinin ana yolu Kemal Atatürk Caddesi’dir. Malta’nın Marsa kasabasında, tarihî Türk Şehitliği’nin yakınındaki bir cadde 2025’te onun adını aldı; girişindeki tabelada “Yurtta sulh, cihanda sulh” yazar. Ekvador’un en büyük şehri Guayaquil’de de 2026’da bir caddeye Atatürk adı verildi.

Bu üç ülke de bir zamanlar İngiliz sömürge yönetimi altındaydı.

Gelibolu · Canberra · Wellington · Albany

Uzak diyarlardaki analara

Bu anıtların hepsinde aynı sözler yazılıdır. Sözler, Çanakkale’de ölen düşman askerlerine ve onların annelerine seslenir.

Türkiye’de bilinen Türkçe metni şöyledir:

“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Anıtlarda Atatürk adıyla ve 1934 tarihiyle yazılıdır

Anzak Koyu’ndaki kitabe 25 Nisan 1985’te İngilizce olarak konuldu; aynı yıl Canberra’daki anıta da İngilizce olarak yazıldı.

Bu sözler kimin?

Sözlerin Atatürk’e ait olduğu kesin değildir; tarihçiler bu konuda farklı görüştedir.

Bugüne kadar onun elinden çıkmış, 1934 tarihli bir metin bulunamadı. Metnin bilinen en eski kaynağı, eski İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın 10 Kasım 1953’te Dünya gazetesine verdiği söyleşidir. Kaya burada, 1934’te Atatürk’ün yazdığı bir konuşmayı Gelibolu’da onun adına okuduğunu anlattı. Türkiye’nin Canberra Büyükelçiliği de sözleri, 18 Mart 1934’te Şükrü Kaya’nın Atatürk adına okuduğu mesaj olarak tanıtır.

Avustralyalı araştırmacılar ise 1934 gazetelerinde böyle bir konuşmanın izine rastlanmadığını yazar. Türk araştırmacı Cengiz Özakıncı 2015’te sözlerin Atatürk’e ait olmadığını savundu; tarihçi Burcu Çevik-Compiègne de metni Şükrü Kaya’nın kaleme aldığı görüşündedir. Anıtlardaki İngilizce metinde bulunan “Johnny’lerle Mehmetler arasında fark yoktur” cümlesini 1978’de, Brisbane’de anıt hazırlayan Alan J. Campbell ekledi; bu cümle Türkçe metinde yoktur.

Belgeyle bilinen bir şey daha var: 25 Nisan 1931’de Brisbane’de yayımlanan Daily Mail gazetesine verdiği mesajda Atatürk, Türklerin Gelibolu’daki Anzak ölülerini her zaman anacağını söyledi.

Kesin olan şudur: Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda 1985’te bu sözleri onun adıyla taşa yazdı. Çanakkale’de karşı karşıya gelen milletler, ölülerini düşmanlıkla değil, birlikte yasla anmayı bu sözlerle seçti.